A Talent for Murder İncelemesi: Helen Mirren’ın Highsmith’i ve Edebiyatın Karanlık Tarafı
· · Film Ekibi
Patricia Highsmith, edebiyat tarihinin en tuhaf ve en rahatsız edici dehalarından biri. Tom Ripley’i yaratan kadın, kendi hayatında da en az karakterleri kadar karanlık, çelişkili ve yalnız bir figürdü. Onun son günlerini, genç bir yayıncının İsviçre’deki inziva evine gelip “son bir Ripley romanı” için onu ikna etmeye çalışmasını konu alan bir film yapmak… Kağıt üzerinde ilginç. Ama asıl mesele şu: Highsmith’in kendisi kadar keskin ve tehlikeli olabilecek mi?
A Talent for Murder, Anton Corbijn’in yönettiği, Joanna Murray-Smith’in 2014 tarihli Switzerland oyunundan uyarlanan bir psikolojik gerilim. Başrolde Helen Mirren var; Highsmith’i canlandırıyor. Karşısında, New York’tan gelen genç yayıncı Edward Ridgeway rolünde Alden Ehrenreich. Film, ilk olarak Toronto Film Festivali’nde gösterildi ve ardından 23 Ekim 2026’da ABD’de vizyona girdi. Türkiye’de ise 26 Şubat 2027’de gösterime girecek.
Filmi geçen hafta bir ön gösterimde izledim. Çıkışta hissettiğim şey, tuhaf bir tatminsizlikti. Mirren muhteşemdi; bunda hiç şüphe yok. Ama film, Highsmith’in karanlığına gerçekten dokunmuş muydu, yoksa onu seyirlik bir “egzantrik yazar” portresine mi indirgemişti? Bu sorunun cevabı, film boyunca peşimi bırakmadı. Aşağıda, spoiler vermeden, bu tatminsizliğin nereden kaynaklandığını ve filmin neden yine de “iyi” olduğunu anlatmaya çalışacağım.
A Talent for Murder Hakkında Genel Bilgiler
Film, Anton Corbijn’in beşinci uzun metrajı. Corbijn, fotoğrafçılıktan sinemaya geçmiş, Control (2007) ve A Most Wanted Man (2014) gibi filmlerle “soğuk, mesafeli ama derinden etkileyen” bir tarz kurmuş bir yönetmen. A Talent for Murder, onun bu tarzını “edebi bir gerilim”e uyarlama girişimi.
Senaryo, Joanna Murray-Smith’in kendi oyunundan uyarlanmış. Film, 106 dakika sürüyor. Metacritic’te 67 (13 eleştirmen), Rotten Tomatoes’ta ise %88 (20 eleştirmen) gibi “iyi ama kutuplaştırıcı” bir tablo var. The Hollywood Reporter, filmi “görsel olarak bereketli” ve “yavaş yanma (slow-burn) temposuyla büyüleyici” bulmuş. IndieWire ise Ehrenreich’in performansını överken, filmin “fazla temkinli” kaldığını ima etmiş.
Görüntü yönetmeni Robbie Ryan. Ryan, The Favourite ve Marriage Story gibi filmlerden tanıdığımız, “doku” yaratmakta usta bir isim. Film, 35mm ile çekilmiş ve bu, görüntüye “pürüzlü, satürasyonu yüksek” bir his katmış. New York Times’ın deyimiyle, film “spooky season” (korku mevsimi) için “doğru zamanda” çıkmış.
Konu ve Temalar: Edebiyat, Takıntı ve “Ölümcül Bir Yetenek”
Hikâye basit: Edward Ridgeway (Alden Ehrenreich), New York’taki bir yayınevi tarafından İsviçre’ye gönderilir. Amacı, yaşlı ve inzivaya çekilmiş Patricia Highsmith’i (Helen Mirren) son bir Ripley romanı yazmaya ikna etmektir. Highsmith başta bu teklife direnir. Ama Edward’ın ısrarı ve belki de kendi yalnızlığı, onu yavaş yavaş bu fikre yaklaştırır. İkili arasındaki bu “müzakere”, kısa sürede bir “kedi-fare oyununa” dönüşür. Kimin kiminle oynadığı, kimin “av” kimin “avcı” olduğu belirsizleşir.
Film, “edebiyat ve hayat arasındaki sınır” üzerine bir hikâye. Highsmith, romanlarında “kötülüğü” estetize eden bir yazar. Edward ise onun “yaratıcı dehasına” hayran. Ama bu hayranlık, zamanla bir “takıntıya” dönüşüyor. Film, “bir sanatçıyı anlamak için onun karanlığına girmek gerekir mi?” sorusunu soruyor. Ve bu soruya “evet” diyor; ama bu “evet”in bedelini de gösteriyor.
Temalar tanıdık: “Yaratıcılık ve yıkıcılık”, “hayranlık ve takıntı”, “gerçek ve kurgu”. Ama film, bu temaları “psikolojik bir gerilim” çerçevesinde işlerken, yer yer “fazla temkinli” kalıyor. Highsmith’in gerçek hayattaki “karanlığı” (alkolizm, antisemitizm, insanlardan kaçış) yerine, daha “güvenli” bir “egzantrik yazar” portresi çizmeyi tercih ediyor. Bu, filmin en büyük zaafı. Çünkü Highsmith’in hikâyesi, “güvenli” olmayı hak etmiyor.
Karakterler ve Performanslar: Mirren’ın Şovu
Helen Mirren (Patricia Highsmith): Mirren, bu rolde “büyüleyici derecede kötücül” (wickedly entertaining). Highsmith’i “viperous” (engerek gibi), “fractious” (huysuz) ve “formidable” (heybetli) bir kadın olarak canlandırıyor. Mirror’un performansı, filmin taşıyıcı unsuru. O sahnede olduğunda, film “gerçek” bir şeylere dokunuyor. Ama Mirren’a rağmen, senaryo ona Highsmith’in “iç dünyasını” gösterecek kadar alan açmıyor. Mirren, “dışarıdan” bir Highsmith portresi çiziyor; “içeriden” bir bakış eksik kalıyor.
Alden Ehrenreich (Edward Ridgeway): Ehrenreich, Solo: A Star Wars Story ve Oppenheimer‘dan tanıdığımız, “genç ama olgun” bir oyuncu. Edward, “hikâyeyi seven, heyecanlı ama biraz da toy” bir karakter. Ehrenreich, bu “toyluk” ile “kararlılık” arasındaki dengeyi iyi kuruyor. Özellikle Highsmith’in “oyunlarına” kapıldığı anlarda, yüzündeki “şaşkınlık” ve “teslimiyet” çok gerçekçi. Ama Edward da, tıpkı Highsmith gibi, “yüzeysel” kalıyor. Onun “takıntısının” kökenine dair daha fazlasını görmek isterdim.
Olivia Cooke (Clementine Balfour): Cooke, kadronun “üçüncü ayağı”. Rolü hakkında çok fazla detay yok; ama varlığı, filmin “gerilim”ini artırıyor. Bir “dış göz” olarak, Highsmith ve Edward arasındaki “tuhaf ilişkiye” tanıklık ediyor.
Juliet Stevenson (Peggy): Stevenson, Highsmith’in “yardımcısı” veya “yakını” gibi görünen bir karakteri canlandırıyor. Varlığı, Highsmith’in “yalnızlığını” ve “başkalarına olan ihtiyacını” vurguluyor.
Yönetmenlik ve Görsel Dünya: Corbijn’in “Soğuk” Estetiği
Anton Corbijn, “mesafe” yaratmayı seven bir yönetmen. Kamerası, karakterlere “fazla yaklaşmaz”; onları “gözlemler”. Bu, A Talent for Murder‘da da geçerli. Film, İsviçre’nin “dağ evi” atmosferini, “kapalı” ve “klostrofobik” bir şekilde kullanıyor. Karakterler, geniş odalarda bile “sıkışmış” hissediyor. Bu, “psikolojik gerilim” için doğru bir tercih.
Robbie Ryan’ın 35mm görüntüleri, filme “elle tutulur” bir doku katıyor. Renkler “saturated”, ışık ise “doğal” ama “soğuk”. Özellikle Highsmith’in çalışma odasındaki sahneler, “edebi” bir “karanlığı” görselleştiriyor. Ama Corbijn’in “soğukluğu”, bazen “duygusal mesafe”ye dönüşüyor. Film, karakterlerin acısını “hissettirmek” yerine “göstermekle” yetiniyor.
Müzik, Dickon Hinchliffe imzalı. Hinchliffe, “minimal” ve “tedirgin edici” bir skor kullanıyor. Müzik, “gerilimi” destekliyor; ama “akılda kalıcı” bir tema sunmuyor.
Senaryo ve Anlatım Tekniği: “Oda Oyunu”ndan Sinemaya
Joanna Murray-Smith’in senaryosu, kendi oyunundan uyarlanmış. Oyunun “tek mekânlı” yapısı, filmde de hissediliyor. Hikâyenin büyük kısmı, Highsmith’in evinde geçiyor. Bu, “tiyatro” havasını koruyor; ama sinemasal “açılım” konusunda sınırlı kalıyor. Film, zaman zaman “dış mekânlara” çıkıyor (Roma, Dolomitler), ama bu “açılımlar” hikâyenin “merkezine” hizmet etmiyor.
Diyaloglar keskin ve zekice. Özellikle Highsmith’in “iğneleyici” replikleri, Mirren’ın ağzından “zehirli” bir şekilde çıkıyor. Ama senaryo, “açıklama” tuzağına da düşüyor. Bazı sahnelerde karakterler, “ne hissettiklerini” uzun uzun anlatıyor; bu, “göster, anlatma” ilkesine aykırı.
Final, “şaşırtıcı” ama “tatmin edici” değil. Film, “gerçek ve kurgu” arasındaki çizgiyi “bulanıklaştırarak” bitiyor; ama bu “bulanıklık”, “anlamlı” bir sonuca bağlanmıyor. Seyirci, “Ne oldu şimdi?” hissiyle salondan çıkıyor.
Çekim Perde Arkası ve İlginç Detaylar
Filmle ilgili en ilginç detay, senaryodaki bir “düzeltme”. Joanna Murray-Smith, ilk taslakta Highsmith’in “küfrettiğini” yazmış. Ama Highsmith’i tanıyan insanlar, onun “hiç küfretmediğini” söylemiş. Bunun üzerine Murray-Smith, senaryoyu revize etmiş ve “küfürleri” çıkarmış. Bu küçük detay, filmin “gerçekliğe” ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Ama aynı zamanda, “gerçeklik” ile “kurgu” arasındaki “dengeyi” ne kadar “temkinli” kurduğunu da… Çünkü Highsmith’in “küfretmemesi”, onun “karanlığını” “yumuşatan” bir detay değil; sadece bir “gerçek”.
Corbijn, Highsmith’in “günlüklerini” okumuş ve onu “tanıyan insanlarla” görüşmüş. Bu, filmin “biyografik” tarafını güçlendiriyor. Ama filmin “kurgusal” tarafı (Edward karakteri, tamamen “hayali” ) daha baskın. Bu, “gerçek” bir yazarı, “kurgusal” bir hikâyenin içine yerleştirmek gibi riskli bir tercih. Film, bu riskin “altından” kalkıyor; ama “üstüne” çıkamıyor.
Artılar ve Eksiler
Artılar:
- Helen Mirren’ın “zehirli” ve “heybetli” Highsmith performansı.
- Anton Corbijn’in “soğuk” ve “klostrofobik” atmosfer yaratma becerisi.
- Robbie Ryan’ın 35mm görüntüleriyle yarattığı “doku”.
- “Edebiyat ve karanlık” arasındaki ilişkiye dair zekice diyaloglar.
- Alden Ehrenreich’in “toy ama kararlı” Edward yorumu.
Eksiler:
- Highsmith’in “iç dünyasına” yeterince inememesi; “yüzeysel” kalması.
- “Oda oyunu” yapısının sinemasal “açılımı” sınırlaması.
- Finalin “tatmin edici” olmaması; “bulanıklığın” “anlamsız” kalması.
- Bazı sahnelerde “açıklama” tuzağına düşmesi.
- Metacritic’te 67 gibi “ılımlı” bir puana sahip olması; filmin “keskin” olmaktan çekinmesi.
Eleştirmen ve İzleyici Tepkileri
Film, eleştirmenlerden “iyi” ama “tutkulu olmayan” yorumlar almış durumda. Rotten Tomatoes’ta %88, Metacritic’te 67. The Hollywood Reporter, filmi “görsel olarak bereketli” bulmuş; ama “duygusal olarak mesafeli” olduğunu ima etmiş. IndieWire, Ehrenreich’in performansını “eğlenceli” bulmuş; ama filmin “Highsmith’in karanlığına” yeterince “dalamadığını” söylemiş. The Seattle Times ise “oyunculuk yeteneğinin” filmi “taşıdığını” yazmış.
Türk izleyici cephesinde ise film henüz vizyona girmediği için (26 Şubat 2027) geniş bir tepki yok. Ekşi Sözlük’te başlığı var; ama girişler “künye” ve “beklenti”den ibaret. Sinemalar.com’daki bir yorum, filmin “klasik bir katil kim sorusundan ziyade, karakterlerin iç dünyasına odaklandığını” belirtiyor. Bu, doğru bir tespit; ama “iç dünyaya odaklanma” iddiası, film boyunca ne kadar “karşılık” buluyor, tartışılır.
Kimler İzlemeli, Kimler İzlememeli?
İzlemeli:
- Patricia Highsmith ve Tom Ripley evrenine ilgi duyanlar.
- Helen Mirren hayranları.
- “Edebiyat ve karanlık” üzerine psikolojik gerilimlerden hoşlananlar.
- Anton Corbijn’in “soğuk” ve “mesafeli” estetiğini sevenler.
- 106 dakikalık, “sıkı” ve “diyalog ağırlıklı” bir film arayanlar.
İzlememeli:
- Highsmith’in “gerçek” hayatına dair “cesur” ve “karanlık” bir biyografi bekleyenler.
- Hızlı tempolu, “aksiyon” dolu bir gerilim arayanlar.
- “Oda oyunu” yapısından sıkılanlar.
- Finalde “net” ve “tatmin edici” bir cevap bekleyenler.
Benzer Filmler ve Alternatifler
A Talent for Murder‘dan sonra farklı bir açı arıyorsanız:
The Talented Mr. Ripley (1999): Anthony Minghella’nın filmi, Highsmith’in en ünlü karakterini “başrole” alıyor. Matt Damon, Jude Law ve Gwyneth Paltrow’lu kadrosuyla, “takıntı” ve “kimlik” temalarını çok daha “keskin” bir şekilde işliyor.
Ripley (2024): Netflix’in siyah-beyaz mini dizisi. Andrew Scott’un Ripley’i, Highsmith’in “karanlığına” çok daha “sadık” bir yorum.
Switzerland (2014): Filmın uyarlandığı tiyatro oyunu. Eğer “oda oyunu” yapısını “saf” haliyle görmek isterseniz.
Daha fazla gerilim filmi incelemesi için hdfilmizle.tr’deki gerilim arşivine göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
A Talent for Murder ne zaman vizyona giriyor?
Türkiye’de 26 Şubat 2027’de vizyona giriyor. ABD’de 23 Ekim 2026’da gösterime girdi.
Filmin süresi ne kadar?
106 dakika (1 saat 46 dakika).
Yönetmen kim?
Anton Corbijn. Daha önce Control ve A Most Wanted Man gibi filmleri yönetmiş.
Başrolde kim var?
Helen Mirren (Patricia Highsmith), Alden Ehrenreich (Edward Ridgeway), Olivia Cooke (Clementine Balfour) ve Juliet Stevenson (Peggy).
Film hangi eserden uyarlanmış?
Joanna Murray-Smith’in 2014 tarihli Switzerland adlı tiyatro oyunundan.
IMDb ve Rotten Tomatoes puanı kaç?
Rotten Tomatoes’ta %88 (20 eleştirmen), Metacritic’te 67 (13 eleştirmen). IMDb puanı henüz kesinleşmedi.
Filmi nerede izleyebilirim?
Öncelikle sinemalarda gösterime girecek. Dijital platform bilgisi henüz açıklanmadı. Güncel bilgiler için hdfilmizle.tr‘yi takip edebilirsiniz.
Puan
A Talent for Murder, ne olmak istediğini bilen bir film: Patricia Highsmith’in son günlerini, “oda oyunu” yapısında, “psikolojik bir gerilim” olarak anlatmak. Helen Mirren’ın “zehirli” Highsmith’i, filmin en güçlü kozu. Anton Corbijn’in “soğuk” estetiği ve Robbie Ryan’ın 35mm görüntüleri, filme “sinemasal” bir “doku” katıyor. Ama film, Highsmith’in “karanlığına” yeterince “dalamıyor”. “Güvenli” bir “egzantrik yazar” portresi çizmeyi tercih ediyor. Ve bu, “Highsmith” gibi bir figür için “yeterli” değil.
hdfilmizle.tr Puanı: 6.5 / 10.
Mirren’ın performansı ve Corbijn’in atmosferi için artı; “yüzeysellik” ve “tatmin edici olmayan final” için eksi. Eğer bir Highsmith hayranıysanız ve Mirren’ı izlemek istiyorsanız, film sizi tatmin edecek. Ama “Highsmith’in gerçek karanlığını” görmek istiyorsanız, beklentinizi “şık bir portre” olarak ayarlayın.
Sen bu filmi izlemeyi düşünüyor musun? Helen Mirren’ın Highsmith yorumu seni meraklandırıyor mu, yoksa “Bir yazar biyografisi daha” diyenlerden misin? Yorumlarda buluşalım.
Daha fazla film incelemesi ve güncel vizyon bilgileri için hdfilmizle.tr arşivine göz atmayı unutmayın.
